Google Fotoğraf Yarışması
Per, 5/01/12 – 10:51 | Henüz Yorum Yok

Üniversite öğrencilerine açık olan Google Fotoğraf Yarışması’na (Google Photograhpy Prize) katılmak için son gün 31 Ocak 2012. Haydi sen de fotoğraf makineni kap, bilgisayarındaki, cep telefonundaki fotoğrafları karıştır, düşüncelerini fotoğraf yoluyla tüm dünyayla paylaş!

Yazının devamını oku »
Erasmus Hikayeleri

Erasmus programına katılanların yaşadıkları, deneyimleri

Erasmus Programı

Erasmus programı hakkında genel bilgilerin yer aldığı bölüm

Haberler

Erasmus programı, site ve üniversitelerden haberler

Serbest Kürsü

Site yazarları tarafından çeşitli konularda yayınlanan yazılar

Ülkeler

Erasmus programına katılan ülkeler hakkında bilgi

Ana Sayfa » Serbest Kürsü

Marka Sizsiniz, gidin ve o işi alın!

Yazar: Tarih: Salı, 4 Ağustos 20094 Yorum

muratesenliKonuk yazarımız  Murat Esenli kişisel markalaşma süreci ile ilgili danışmanlık, eğitim vermekte, MarkaSizsiniz.com web sitesinin yönetimini ve yazarlığını sürdürmektedir.

Her insanın doğuştan bir marka değeri taşıdığını düşünüyoruz. Kişiliğin oluşması ile birlikte, eklenen eğitim ve tecrübeler bizi yaşamda bir noktaya getirir. Bu noktaların her hangi birinde “durun, marka sizsiniz” diyoruz.

Üniversiteden yeni mezun oldunuz ya da çok az kaldı. İş bulmak için torpiliniz hazır ise, ya da mükemmele yakın özellikleriniz var ve piyasada sizi havada kapacak şirketler hazır bekliyorsa bu yazıya ihtiyacınız olmayabilir. Hiç de öyle olmadığını ve büyük oranda olmayacağını da biliyorum aslında. Gelin önce bir durum tespiti yapalım, bakalım ortalama 25 yaşında iken hangi avantaj ve dezavantajlarımız var?

  • Tecrübeniz yok gibi sadece staj ya da part time işleriniz var. Onlar da bir uzmanlığa yönelik değil. Bundan doğal ne olabilir ki, adı üzerinde 4-5 yıldır okuyorsunuz çalışmıyorsunuz ki!

  • Bir bölümden mezun oldunuz ama ne o sektörde iş var, ne de sizin isteğiniz sektörde. İki arada bir derede nereden başlamalıyım diye düşünüyorsunuz. Bu da normal, kendi işini yapan kaç üniversite mezunu var örneğin ülkemizde?

  • Hazırlık okumuş olabilirsiniz ama yabancı diliniz yeterli değil, bir mülakat yapacak olsalar, ya da bir çeviri, çuvallama ihtimali yüksek.

  • Bölümünüzle ilgili süper bilginiz var ama işe alırken sosyal iletişiminize ve entelektüel bilgi seviyenize de bakılacak. Ne kadar kitap okudunuz, ne kadar kişiyi örnek aldınız, hikayelerini dinlediniz?

  • Bir an önce çalışmaya başlamak istiyorsunuz çünkü ailenize daha fazla yük olmak istemiyorsunuz, kendi ayaklarınız üzerinde durmak istiyorsunuz.

  • Doğru düzgün bir özgeçmiş ve kapak yazısı hazırlayamadınız, yazacak bir şey bulamıyorsunuz.

  • Kriz hep var, rekabet çok fazla sizden çok daha iyi okullardan ve puanı yüksek bölümlerden mezun olanlar var, ümitsizliğe kapılıyorsunuz.

  • Her taraf torpilli kaynıyor ve herkes tanıdık yoluyla iş bulmaya çalışıyor, bunun da hakkaniyeti yıprattığını düşünüyorsunuz.

v.s, v.s. Bir bu kadar da siz ekleyin ve içiniz daha da kararsın olur mu? Tabi ki olmaz, olmamalı. Ben de hatırlıyorum tek sayfalık büyük puntolarla, fazla boşluk bırakarak yazdığım ilk özgeçmişimi. Ben de hatırlıyorum Gayrettepe-Mecidiyeköy hattında aylarca iş aradığımı ve hangi bakışlara maruz  kaldığımı. Ve ben de hatırlıyorum “yok ya bu böyle olmayacak en iyisi babamın dediği gibi memlekete dönmek” diye düşündüğümü. Gelin beraber yapıcı ve olması gereken bir duruştan bahsedelim. O da “yeni mezunların kişisel marka duruşu” olsun.

953035_blog

Neden bu duruştan bahsediyoruz biliyor musunuz? Çünkü iş görüşmesinde sizin sadece okulunuza, yabancı dil seviyenize, tecrübenize bakmayacaklar. Emin olun danışmanlık firmasındaki yetkili ya da şirketin insan kaynakları yetkilisi özgeçmişinize ilk baktığında belli kriterlere uygun olduğunuz için, belli filtrelerden geçtiğiniz için sizi çağırmıştır. Ve mülakatın tümünde sizi 360 derceden daha derin bir değerlendirmeye alacaktır. Algı bütünlüğü neyi ortaya çıkarıyorsa sizin notunuz da o olacaktır.

  1. Yolun başındasınız ve gerçekten “çömez” olduğunuzu kabul etmelisiniz. Allah ömür verirse diyelim 40 yıl daha çalışacaksınız. Bir şekilde bir yerden başlamak istiyorsunuz, size fırsat verilmesini istiyorsunuz. Bu düşünce size mütevazi ve saygılı olmayı getirecektir. Kesinlikle “ben çok iyiyim, her şeyi biliyorum, her şeyi süper yaparım” havalarına girmeyin. Evet aktif görünün, pozitif enerjiniz, heyecanınız yüzünüze yansısın ama rahat olun. Her iş görüşmesi bir ihtimaldir sadece ve bunun gibi yüzlerce, binlerce ihtimal vardır.

  2. Kendinizi net ifade edin. Bildiğiniz, bilmediğiniz, tecrübe sahibi olduğunuz olmadığınız her şeyi doğru olarak ifade edin. O işi istemekle kendiniz için ve ilgili şirket için neyi hedeflediğinizi anlatın. Branşınızla ilgili olabilir de olmayabilir de. Burada tutkularınız, meraklarınız, hobileriniz devreye girebilir. Ve işte tam bu noktada yetkili kişi sizi daha iyi anlamaya başlar.

  3. İş yaşamından hedeflediğiniz sadece zengin olmak mı bilemiyorum ama potansiyelinizin tüm insanlık için işe yarayacağını hissettirin. Hırslısınız, çalışkansını, o işi istiyorsunuz ama karşınızdaki kişiye bu düşünce derinliğinizi hissettirmezseniz “sıradan” bir görüntü verirsiniz ve elenirsiniz.

  4. Sosyal dünyamızın ve tabi ki beraberinde gelen iletişim dünyamızın ne kadar önemli olduğunu vurgulayın. Bu, sizin ekip çalışması, uyumluluk, uzlaşmacı olmak gibi yönlerinizi yansıtacaktır. Ve için de sabır ve saygı barındıran ifadeler olacaktır. Bazı yöneticiler özgeçmişi bir kenara koyarak sadece bu konularda sizi ölçmek isteyecektir.

  5. Heyecanlanacaksınız, terleyeceksiniz, iki kelimeyi bir araya getiremeyeceksiniz, elleriniz ve ayaklarınızı bir türlü sabitleyemeyeceksiniz. Bunlar çok normal fakat abartmaya gerek yok. Karşınızdaki de bir insan, canavar değil. Hayati bir konuyu değil sadece ihtimallerden birini değerlendiriyorsunuz. Üstelilk her iki tarafın da birbirine ihtiyacı var. Elilnizden gelen en iyisini yapmaya çalışacak ve gerisini iyi dileklere, dulara bırakacaksınız. Kadere inanmıyorsanız, kasmaya devam edebilirsiniz.

  6. 5. maddedeki “ihtiyaç” ifadesini tekrar vurgulamak istiyorum. Görüşmeyi yapan kişinin gözlerinin içine bakarak “bu şirkete şu, şu, şu katma değerleri sunmaya hazırım. Eksiklerim, yanlışlarım tabi ki olacak ama öğrenmeye açık ve çalışmayı seven bir insanım” diyeceksiniz emin ifadelerle. Gerçekten de pırlanta gibi bir çok arkadaşı bir şirket almayabilir ama başkası havada kapabilir. Sonrasında işe alan yönetici “ya iyi ki bu arkadaşı işe almışız” diyecektir.

  7. İş görüşmesini tek başına insan kaynakları yetkililerinin sözleri ve gözleri yönetemez. Asla buna izin vermeyin. Sözünü kesin, nezaket kurallarını çiğneyin demiyorum. Ama siz de onu sorgulayın örneğin. İşin içeriğini, şirketin konumunu, çalışanlara sağladığı hakları v.s. Zaten bu gibi sorular sormazsanız ilgisiz olduğunuz düşünülebilir.

  8. Giyiminize, oturup kalkmanıza, merhabalaşmanıza, ses tonlamanıza varana kadar bir çok etken karşıdaki kişide bir algı oluşturacaktır. Örneğin ben depoya eleman alırken, cv elimde o kişiyle beraber depoyu geziyoruz ve muhabbet ediyoruz. Adı muhabbet ama nelere dikkat ediyorum biliyor musunuz;

    a. Benim yürüme hızıma ayak uyduruyor mu yoksa geride mi kalıyor?

    b. Depoyu gezerken sorduğum sorulara konsantre olarak net cevaplar verbiliyor mu?

    c. Daha önce yaptığı işi net olarak anlatabiliyor mu? Özelikle süreci iyi analiz ederek öğrenmiş mi?

    d. Eli cebinde mi, belinde mi, rahat mı, fazla mı rahat?

    e. Konuşurken benimle mi ilgili yoksa aklı başka yerler de mi?

    Fark ettiniz mi hiç işten, bilgiden bahsetmiyorum. Ve neredeyse 25 arkadaş işe aldım. İnsan kaynakları uzmanı olmamama rağmen seçmedeki başarı oranımız yüksek.

  9. Okuldaki eğitimden ne kazandığınızı, part time ya da stajdan hangi tecrübeleri edindiğinizi ve ne işe yarayacaklarını vurgulayın. Yani öylesine geçen 4 yıl gibi o zamanı çöpe atmayın. Pazarda komşunuzla üzüm satmışsanız dahi bir başarı hikayenizi anlatın. Ve paranın değerini, ticaretin önemi anlamaya çalıştığınızı fark ettirin.

  10. Son olarak, ne yaparsanız yapın “üniversite okumuş ama aklı beş karış havada, boş bu insan” dedirtmeyin kendinize. Geçmişinizle, gelecekteki hedeflerinizle, çalışma ve öğrenme azminizle kişisel marka olma potansiyelinizi hissettirin. Kendinizi överek, gururlanarak sürekli “ben” diye konuşun demiyorum. Ama bu kararlı duruş size başkalarından farklı bir gömlek giydirecektir.

Burada ÖSS yok, yanlışlar doğruları götürüyor diye bir şey de yok, katsayı filan da. İki insan var. Biri istiyor, diğeri de değerlendiriyor. Kazanan kaybeden savaşı filan da değil. Her iki tarafın doğru ifadelerle birbirini anlama isteği diyebiliriz. Zaten bu çabalardan fazlasını siz yönetemezsiniz. Hakkınızda yanlış karar verildiğini de düşünebilirsiniz ama önünüz açık, fırsatlar çok fazla önemli olan şartları yerine getirebilmek.

Birçok iş arayan genç görüyorum ki cv’leri eksik, yanlış, karmaşa içinde. İki paragraflık kapak yazısı yamaktan aciz isek bizi nasıl işe alsınlar. Bundan 11 yıl önce kapak yazım vardı ve görüşmeye çağıran fimalar orada yazdıklarım üzerinden bana sorular yöneltiyorlardı. Çünkü etkilenmişlerdi.

Evet yaşamdaki bir basamaktasınız ve bir atlama taşına ihtiyacınız var. Anneniz, babanız sizi yetiştirdi, öğretmenleriniz sizlere yol gösterdi ve üniversiteyi bitirerek küçük bir azınlığın içine girmiş oldunuz. Ama asıl macera şimdi başlıyor. Derin, çoook derin bir nefes alarak sabırla, hırs göstermeden, telaşa kapılmadan, ümitsiz olmadan kapıları çalacaksınız. Gözünüzü dört değil sekiz açacaksınız ki fırsatları kaçırmayın. İşi, maaşı küçümsemeyeceksiniz. Nereden başlarsanız başlayın o işi en iyi şekilde yapmaya çalışacaksınız ve göreceksiniz ki aslında hakkıyla çalışana hayat adil davranıyor. Tembel, ümitsiz, kendine yatırım yapmayan, kendine bir “marka” gözüyle bakmayan insanlara hayat haklı olarak adil davranmıyor.

Tüm bu yazdıklarımın kolay olacağını söylemiyorum. Hızlı ve değişik kariyer hayatımı size anlatsam şaşırır kalırsınız. Çevrenizi iyi gözlemleyin. Başarıya adım adım yaklaşan insanların hangi sabrı gösterdiklerini iyi anlayın. Ne olur acele etmeyin. Başkalarının da iş bulmasına yardım edin, onların sıkıntılarını paylaşın. Bu gibi desteklerin karşılıksız kalmadığını göreceksiniz.

Bu kadar yeter, marka sizsiniz, gidin ve o işi alın !

Saygılarımla.

kişisel markalaşma süreci ile ilgili sorularınızı iletebilir, danışmanlık, eğitim gibi konularda iletişime geçebilirsiniz.

4 Yorum »

  • can diyor ki:

    Murat Bey,

    Size de söylediğim gibi, normalde üzerine para vermek gerekecek bir danışmanlık hizmeti oldu bu yazınız. Erasmus Rehberi ziyaretçileri ve kendi adıma teşekkür ederim size.

    Siz ziyaretçilere ise http://www.markasizsiniz.com web sitesinde Murat Bey’in yazılarını takip etmenizi öneririm.

  • Ufuk Özgül diyor ki:

    Yeni mezun olan arkadaşlarımıza çok faydalı bir yazı…Teşekkürler

  • bahar diyor ki:

    Murat Bey,
    Yazdıklarınız tek kelımeyle muhtesem oncelıke cok tesekur edıyoruz.
    Her cümlesınde bıraz daha kavradım kendımı ve yapmam gerekenlrı.belkıde hayatımızın bır bolumunu bıze onceden yasattınız.oyle dıyorum cunku onunde sonunda gıdecegıme ınanıyorum.

    once ınsan ne yapmak ıstedıgını bılmelı ve ben bunu cok ıyı bılıyor ve ıstıyorum.sımdıkı sartlarım buna uygun olmasada cok zor olsada benm için bende ılerde erasmus hıkayemı yazmk etkılendıgım gıbı etkılamek ıstıyorum.bu sekılde yonlendırdıgınız ıcın tekrar tesekurler sıze yıllar sınra tekrar yazmayı ısterım ama butun bunlar gerceklestıgı zaman tabıkı:) bize şans dileyın…
    sevgı ve saygılarımla

  • Murat Esenli diyor ki:

    Bahar, bana yıllar sonra değil de istediğin zaman yazabilirsin. İlla ki Erasmus hikayesi olmayabilir. Şu yazdıklarımı uygulayabilirsen kimse tutamaz seni. Bizim zamanımızda böyel web sayfaları, bloglar filan yoktu. Gerçekten de sizin için gelecek olan ama bizim için yaşanmış tecrübeleri yansıtmak iyi oldu. Sadece senin değil bu yazıyı okuyan herkesin hikayesini duymak, örnek almak isterim. Sevgilerimle.

Yorum Ekle!

Aşağıdaki formu kullanarak yorumunuzu iletin veya geri izleyin (kendi sitenizden). Ayrıca bu yorumlara kaydolabilirsiniz (RSS aracılığıyla)

Spam yapmayalım, yapanları uyaralım :)

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu sitede Gravatar kullanılabilmektedir. Kendinize ait, tüm dünyada tanınan avatarınızı şuradan kaydedebilirsiniz: Gravatar.